SPİNİFEX KABİLESİ

2017-04-22-20-28-51-1.png

Spinifex veya Pile Nguru, yaşanabilecek en sert iklimlerden biri olan Büyük Victoria Çölü’nde,  en az 15,000 yıl yaşamış olan Aborjin bir kabile. Avrupalıların Avustralya’ya yerleşmesinden sonra bile, böylesine soğuk ve kuru bir işgal ortamında oldukları için bu kabile çoğunlukla yalnız kaldı. Ancak bu durum, 1950’lerde değişti. Spinifex toprakları tarımsal nedenlerden dolayı değerli değildi fakat yabancılar bu çorak toprakları kullanmak için iyi bir sebep buldu; o da nükleer testler.

1953’te, ingiltere ve Avusturya hükümetleri, Spinifex’in ana vatanında, onların rızası olmadan ve çok az uyarıyla nükleer bir bomba patlattı. Bu olaydan sonra, çoğu başka yerlere taşınıp, 1980’lerin sonuna kadar topraklarına geri dönmediler. Geri döndüklerinde, kendi bölgelerini geri alabilmek için zorlu bir savaş verdiler. İlginçtir ki, bölgede bıraktıkları sanat eserleri, 1997’de onların yerli halk olduklarını ıspatlamalarında yardımcı oldu. Bireysel ve toplumsal bir çok sanat eseriyle geniş bir beğeni topladılar.  Şuan da kaç Spinifex üyesi mevcut belirlemek zor olsa da, Tjunjuntjara olarak bilinen en büyük toplulukları, 180-220 civarı kişiden oluşmakta.

Reklamlar

KALASH KABİLESİ

2017-04-22-17-30-29-1.png

Kalash kabilesi; Avrupayi görünümlü insanlardan oluşan, beyazların bilinen en alışılmadık kabilesi. Bu kabile; Afganistan’ın Taliban kontrolündeki bölge sınırında, Pakistan dağlarında yaşıyor. Birçoğunun sarı saçlı, mavi gözlü olması, koyu tenli komşuları düşünüldüğünde çok farklı geliyor.

Onları farklı kılan sadece dış görünüşleri değil; onları çevreleyen müslümanlardan dolayı birçok farklı kültüre de sahip olmaları. Çok tanrılılar, kendilerine özgü gelenekleri var, şarap üretiyorlar (ki bu müslüman kültüründe yasak), parlak renkli giysiler giyiyorlar ve kadınlara daha fazla özgürlük tanıyorlar.  Her yıl yaptıkları festivalde kendi figürleriyle dans ederek eğlenen, çok mutlu ve barışçıl insanlar.

Kimse Pakistan’daki bu açık tenli kabilenin nasıl ortaya çıktığını bilmiyor ama Kalash’lar, Büyük İskender’in ordusunun kayıp torunları olduklarını iddia ediyorlar ve DNA’ları bunun mümkün olabileceğini gösteriyor.

Yıllarca, çevrelerinde ki Müslümanlar onlara zulüm ederek, İslam dinine geçmeleri için zorladılar. Günümüzde, geçimini büyük ölçüde tarım ile sağlayan sadece 4,000-6,000 civarında Kalash üyesi kaldı.

KAPOYA KABİLESİ

 

2017-04-22-17-05-55-1.png

Kayapo, Xingu Nehri boyunca zor görülen yollarla bağlantılı 44 ayrı köyde yaşayan Brezilyalı bir kabile. Kendilerini ‘’Büyük suyun insanları’’ anlamındaki  ‘’Mebengokre’’ ismiyle adlandırıyorlar. Ne yazık ki, onların ‘’Büyük Su’’ ları kökten değişmek üzere, çünkü Xingu Nehri üzerinde hala inşa edilmekte olan Belo Monte Dam tamamlanmak üzere. Bu inşaat yüzünden, ormanın neredeyse yarısı sular altında kalacak ve Kayapo kabilesinin yanı sıra bir sürü canlı ve bitki bundan zarar görecek.

Kayapo kabilesi yüzyıllar boyunca modern insanla, avcılarla, tuzaklarla mücadele etti. Hatta, 1989 yılında bir baraj inşasına bile başarıyla engel oldu. Bir ara nüfusları sadece 1.300 kadar azaldı fakat,  o günden beri tekrar yaklaşık 8.000’e ulaştı. Bugün, asıl soru bu insanların hayatta kalıp kalamayacağı değil, onların, kültürlerinin bozulmadan hayatta kalıp kalamayacağı. Vücutlarını renk renk boyayan, tarım ile ilgilenen, renkli başlıklar yapan bu kabile üyeleri artık motorlu botlar sürüyor, televizyon izliyor ve hatta Facebook’a bile giriyorlar.

the emperors club

15208_3

Karakterin eğitimle değişmeyeceğini anlatan güzel bir film. Senatör çocuğu Sedgewick Bell yeni öğrenci olarak sınıfa gelir. Fakat Sedgewick Bell yaramaz ve haylaz öğrencidir. Karizmasıyla da bütün sınıfı etkiler. Bay Hundert kendine göre kuralları olan disiplinli bir öğretmendir. Öğrencilerin eğitimi yanında onların kişiliğini de şekillendirmek için uğraşıyor. Bay Hundert Senatöre çocuğu hakkında uyarmaya gidiyor baba ise “sen ancak öğretebilirsin çocuğuma ben şekil veririm sen değil” diyor. Bu cevap karşısında şaşıran Bay Hundert ise Bell’in okuması için elinden gelen teşviki yapıyor, hatta prensiplerinden bile ödün veriyor. Tahmin edilen klişe bir sonla bitmiyor.
Filmde de geçtiği gibi . Her insanın yaşamında, her şeyi değiştirebilecek olan biri vardır Bu hayatımızda olan biri, okuduğumuz kitaptaki bir kişi ya da izlediğimiz filmde olabiliyor.

english vinglish

images

Kesinlikle çok sevimli ve sıcak bir filmdi…İnsanın gününü güzelleştiren türden.Konusu bu kadar basit olan bir film ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi! Film hintli bir kadının ingilizce konuşamadığı için yaşadığı zorlukları anlatıyor.Şöyle baktığımız da gayet basit bir hikaye gibi görünüyor.Fakat hiçte öyle değil.Filmin akışı bunu size söylüyor zaten.Bu dramatik ve kimi yerlerde eğlenceli anlatılan bu filmde Bollywood filmlerinin başarılı ve güzel kadını Sridevi baş rol oynuyor.Srideviyi uzun bir aradan sonra ekranda görmek beni sevindirdi.Hala güzelliğinden bir şey kaybetmemiş ve hala oyunculuğuyla taş çıkartıyor.Filmin sonunda Shashi’nin yaptığı konuşmada insanın ağlamaması mümkün değil… Ayrıca her hint filminde olduğu gibi bu filmde de hintlilerin dansları ve müzikleri çok güzeldi.İnsanın enerjisini yerine getiren ve eğlendiren bir dans sunmuşlar filmde de bize.Bu sıcak ve samimi filmi izlemenizi tavsiye ederim.

Music of the Heart

51ecrVEaajL._SX425_

Genç müzik öğretmeni Roberta (Meryl Streep) Harlem’deki fakir çocuklara müziğin güzelliklerini ve viyolin çalmayı öğretmeyi amaçlayan idealist bir kadın. Mücadelesi sırasında elinde ne varsa kaybeden Roberta, tutkuyla inandığı müzik sayesinde inanılmaz olaylar yaşıyor.Film tek kelimeyle harikaydı !! Dram türünün en iyilerinden benim için !! Film hem eğlenceli hem de çok büyük dersler çıkarabiliyorsunuz ! Dünyayı bir de öğretmen gözünden görüyorsunuz. Filmi defalarca sıkılmadan izlemişimdir .. Herkesin arşivine eklemesi gereken bir film !!

Beyond the Blackboard

indir (1)

Arkadaşlar tavsiye ederim gerçekten çok güzel bir film çocukların hayata sarılması çok güzel gerçek bir hikayeden alınması dahada güzel sonunda göreceksiniz ve o insan saygı duyacaksınız.Yaşanmış bir hikayeden uyarlanan filmde; 24 yaşındaki çiçeği burnunda öğretmen Stacey, her ne kadar bazı korkular ve önyargılarla ilk dersine girse de, bir sığınma evinde, evsizlerden oluşan öğrencilerinin yaşamında büyük farklar yaratacaktır.